Melis
Yeni Üye
Pasif Narsist Belirtileri Nelerdir? Sessizliğin Ardına Gizlenen Bir Hikâye
Bunu bir forumda paylaşmak istememin nedeni, çevremde yaşadığım bir olayın bana uzun süre düşündürücü gelmesi. Bazen insanı en çok yaralayan kişiler, sesini yükseltenler, açıkça hakaret edenler ya da öfkesini belli edenler olmayabiliyor. Bazen karşınızdaki kişi size hiç kötü bir söz söylemiyor, tartışma çıkarmıyor, hatta dışarıdan bakıldığında son derece anlayışlı ve sakin görünüyor. Fakat onunla geçirdiğiniz zamanın sonunda kendinizi sürekli suçlu, yetersiz, kararsız ve açıklama yapmak zorunda hissediyorsunuz.
Bir arkadaşımın yaşadıkları, bana bu konuyu daha yakından düşündürdü. Adını burada Zeynep olarak değiştireceğim. Zeynep, yıllardır tanıdığı birinin yanında neden kendisini giderek daha az değerli hissettiğini bir türlü anlayamıyordu. Karşısındaki kişi ona bağırmıyor, açıkça hakaret etmiyor, hatta zaman zaman oldukça düşünceli davranıyordu. Ancak her anlaşmazlığın sonunda Zeynep özür diliyor, kendi duygularından şüphe ediyor ve ilişkinin düzelmesi için yeni bir yol bulmaya çalışıyordu.
Bir gün bana şöyle dedi:
"İnsan sana kötü davranıyorsa bunu anlarsın. Peki, sana kötü davranmadığını söyleyen ama yanında kendini sürekli kötü hissettiren birini nasıl tanırsın?"
İşte bu sorudan sonra pasif narsisizm üzerine düşünmeye başladım. Belki siz de benzer bir durum yaşamışsınızdır. Belki hayatınızda sizi açıkça incitmeyen ama kendinizi sürekli sorgulamanıza neden olan biri vardır.
1. Bölüm: Herkesin Çok İyi Biri Sandığı Adam
Zeynep'in hikâyesindeki kişi Murat'tı. İş yerinde sakinliğiyle tanınır, arkadaş ortamında kimseyle tartışmaz, insanların sorunlarını dinlerken sabırla başını sallardı. Bir toplantıda herkes birbirine bağırırken Murat sessizce oturur, ardından tek bir cümle söylerdi:
"Ben kimseyi kırmak istemiyorum. Herkes kendi kararını versin."
İlk bakışta olgunluk gibi görünen bu tavır, zamanla farklı bir anlam kazanmaya başladı.
Zeynep bir akşam, birlikte yapmayı planladıkları bir organizasyon hakkında fikrini söyledi. Murat onun önerisini açıkça reddetmedi. Yalnızca omuzlarını silkti.
"Sen nasıl istiyorsan öyle olsun."
Zeynep başlangıçta bunu anlayış olarak yorumladı. Ancak birkaç gün sonra Murat'ın arkadaşlarına organizasyonun kötü geçtiğini anlattığını öğrendi. Üstelik planlamanın tamamını Zeynep'in yaptığını, kendisinin yalnızca onun kararlarına uyduğunu söylüyordu.
Zeynep şaşırdı. Madem fikri vardı, neden zamanında söylememişti?
Murat'ın cevabı kısaydı:
"Ben seni üzmek istemedim."
Bu cümle, Zeynep'in önünde görünmez bir kapı kapatıyordu. Çünkü artık sorun yalnızca organizasyon değildi. Murat, kendi memnuniyetsizliğini dile getirmemişti ama sonuçlarından Zeynep'i sorumlu tutuyordu.
Burada önemli bir ayrım var: Her sessiz kalan, çatışmadan kaçınan veya fikrini açıkça söyleyemeyen insan narsist değildir. İnsanlar yetiştirilme biçimleri, geçmiş deneyimleri, kaygıları ve iletişim alışkanlıkları nedeniyle farklı davranabilirler.
Pasif narsisizm ifadesi ise genellikle kişinin açıkça üstünlük taslamak yerine dolaylı yollarla onay, ayrıcalık veya kontrol aradığı düşünülen davranışları anlatmak için kullanılır. Ancak bu ifade tek başına resmî bir psikiyatrik tanı değildir. Bir insanın kişilik yapısını birkaç davranışına bakarak belirlemek doğru olmaz.
Asıl mesele, davranışların sürekli tekrarlanıp tekrarlanmadığı ve karşıdaki insan üzerinde nasıl bir etki bıraktığıdır.
Sizce bir insanın iyi niyetli olduğunu söylemesi mi daha önemlidir, yoksa davranışlarının sizde bıraktığı etki mi?
2. Bölüm: Pasif Narsisizmin İlk İşaretlerinden Biri: Üstü Kapalı Küçümseme
Zeynep'in zamanla fark ettiği şeylerden biri, Murat'ın doğrudan eleştirmek yerine küçük imalar kullanmasıydı.
Zeynep işinde önemli bir başarı elde ettiğinde Murat onu tebrik ederdi.
"Güzel olmuş. Zaten biraz uğraşınca yapabiliyorsun."
Başka bir gün Zeynep yeni bir eğitim programına katılacağını söylediğinde şu cevabı verdi:
"Senin yerinde olsam önce mevcut işlerimi tamamen hallederdim."
Bu cümlelerin her biri tek başına sıradan bir yorum olarak görülebilirdi. Fakat Zeynep'in anlattığına göre benzer ifadeler tekrarlandıkça sevinçlerini paylaşmakta zorlanmaya başlamıştı. Bir başarı elde ettiğinde bunu anlatmak istiyor, ardından gelecek küçümseyici yorumu düşünerek susuyordu.
Üstelik Murat, kendisi eleştirildiğinde oldukça hassas davranıyordu.
Bir gün Zeynep, onun verdiği bir sözün tutulmadığını söyledi. Murat öfkelenmedi, sesini yükseltmedi. Yalnızca gülümsedi.
"Sen de artık her şeyi sorun ediyorsun."
Zeynep bir anda kendi davranışlarını açıklamaya başladı. Gerçekten fazla mı hassastı? Beklentilerini mi abartıyordu? Belki de konuyu gereksiz yere büyütüyordu.
İşte sürekli tekrarlanan bu tür etkileşimler, kişinin kendi değerlendirmelerine güvenmesini zorlaştırabilir.
Pasif narsistik özelliklerle ilişkilendirilebilen bazı davranışlar şunlardır:
- Üstü kapalı küçümseme: Başarıları önemsizleştirmek, iltifatı iğneleyici bir ifadeyle birleştirmek.
- Eleştiriye aşırı hassasiyet: Küçük bir geri bildirimi kişisel saldırı gibi algılamak.
- Sürekli haklı çıkma ihtiyacı: Hata kabul etmek yerine konuşmayı karşı tarafın eksiklerine yönlendirmek.
- Dolaylı rekabet: Başkasının başarısını açıkça kutlamakta zorlanmak veya başarıyı değersizleştirmek.
- Sorumluluğu başkasına yüklemek: Kendi kararlarının sonuçlarından karşısındaki kişiyi sorumlu tutmak.
- Mağdur konumuna çekilmek: Tartışmanın konusu kendi davranışları olsa bile sonunda kendisinin incitildiğini öne çıkarmak.
Bunların hiçbiri tek başına narsisizmi kanıtlamaz. Önemli olan davranışların sürekliliği, bağlamı ve kişinin başkalarının duygularını dikkate alıp alamamasıdır.
Bir düşünün: Bir yakınınızın yanında sevincinizi rahatça paylaşabiliyor musunuz, yoksa güzel haberlerinizi anlatmadan önce onun tepkisini hesaplamak zorunda mı kalıyorsunuz?
3. Bölüm: Sessizliğin Bir Cezaya Dönüştüğü Akşam
Hikâyenin en çarpıcı bölümü bir pazar akşamı yaşandı.
Zeynep ve Murat, bir aile ziyaretine gitmek için sözleşmişti. Murat son anda başka bir plan yapmak istedi. Zeynep ise önceden verdiği sözü hatırlatarak birlikte gitmelerinin önemli olduğunu söyledi.
Murat tartışmadı.
"Tamam, sen bilirsin."
Sonra sustu.
İlk saatlerde Zeynep bunun yalnızca bir kırgınlık olduğunu düşündü. Fakat sessizlik ertesi güne, ardından birkaç güne yayıldı. Murat sorulara kısa cevaplar veriyor, Zeynep konuşmak istediğinde telefonuyla ilgileniyordu. Bir sorun olup olmadığını sorduğunda ise aynı cevabı alıyordu:
"Hiçbir şey yok."
Zeynep sonunda dayanamadı.
"Bir şey varsa konuşalım. Seni kırdıysam bilmek istiyorum."
Murat başını kaldırdı.
"Ben sana hiçbir şey yapmadım. Her şeyi büyüten sensin."
Zeynep o gece uzun bir mesaj yazdı. Ne demek istediğini anlattı, kendi davranışlarını değerlendirdi, hatta belki gereksiz yere ısrar ettiğini söyleyerek özür diledi.
Murat'ın cevabı tek cümleydi:
"Tamam, sorun yok."
Ama sorun çözülmemişti. Yalnızca konuşulmadan bırakılmıştı.
Bunu bir forumda paylaşmak istememin nedeni, çevremde yaşadığım bir olayın bana uzun süre düşündürücü gelmesi. Bazen insanı en çok yaralayan kişiler, sesini yükseltenler, açıkça hakaret edenler ya da öfkesini belli edenler olmayabiliyor. Bazen karşınızdaki kişi size hiç kötü bir söz söylemiyor, tartışma çıkarmıyor, hatta dışarıdan bakıldığında son derece anlayışlı ve sakin görünüyor. Fakat onunla geçirdiğiniz zamanın sonunda kendinizi sürekli suçlu, yetersiz, kararsız ve açıklama yapmak zorunda hissediyorsunuz.
Bir arkadaşımın yaşadıkları, bana bu konuyu daha yakından düşündürdü. Adını burada Zeynep olarak değiştireceğim. Zeynep, yıllardır tanıdığı birinin yanında neden kendisini giderek daha az değerli hissettiğini bir türlü anlayamıyordu. Karşısındaki kişi ona bağırmıyor, açıkça hakaret etmiyor, hatta zaman zaman oldukça düşünceli davranıyordu. Ancak her anlaşmazlığın sonunda Zeynep özür diliyor, kendi duygularından şüphe ediyor ve ilişkinin düzelmesi için yeni bir yol bulmaya çalışıyordu.
Bir gün bana şöyle dedi:
"İnsan sana kötü davranıyorsa bunu anlarsın. Peki, sana kötü davranmadığını söyleyen ama yanında kendini sürekli kötü hissettiren birini nasıl tanırsın?"
İşte bu sorudan sonra pasif narsisizm üzerine düşünmeye başladım. Belki siz de benzer bir durum yaşamışsınızdır. Belki hayatınızda sizi açıkça incitmeyen ama kendinizi sürekli sorgulamanıza neden olan biri vardır.
1. Bölüm: Herkesin Çok İyi Biri Sandığı Adam
Zeynep'in hikâyesindeki kişi Murat'tı. İş yerinde sakinliğiyle tanınır, arkadaş ortamında kimseyle tartışmaz, insanların sorunlarını dinlerken sabırla başını sallardı. Bir toplantıda herkes birbirine bağırırken Murat sessizce oturur, ardından tek bir cümle söylerdi:
"Ben kimseyi kırmak istemiyorum. Herkes kendi kararını versin."
İlk bakışta olgunluk gibi görünen bu tavır, zamanla farklı bir anlam kazanmaya başladı.
Zeynep bir akşam, birlikte yapmayı planladıkları bir organizasyon hakkında fikrini söyledi. Murat onun önerisini açıkça reddetmedi. Yalnızca omuzlarını silkti.
"Sen nasıl istiyorsan öyle olsun."
Zeynep başlangıçta bunu anlayış olarak yorumladı. Ancak birkaç gün sonra Murat'ın arkadaşlarına organizasyonun kötü geçtiğini anlattığını öğrendi. Üstelik planlamanın tamamını Zeynep'in yaptığını, kendisinin yalnızca onun kararlarına uyduğunu söylüyordu.
Zeynep şaşırdı. Madem fikri vardı, neden zamanında söylememişti?
Murat'ın cevabı kısaydı:
"Ben seni üzmek istemedim."
Bu cümle, Zeynep'in önünde görünmez bir kapı kapatıyordu. Çünkü artık sorun yalnızca organizasyon değildi. Murat, kendi memnuniyetsizliğini dile getirmemişti ama sonuçlarından Zeynep'i sorumlu tutuyordu.
Burada önemli bir ayrım var: Her sessiz kalan, çatışmadan kaçınan veya fikrini açıkça söyleyemeyen insan narsist değildir. İnsanlar yetiştirilme biçimleri, geçmiş deneyimleri, kaygıları ve iletişim alışkanlıkları nedeniyle farklı davranabilirler.
Pasif narsisizm ifadesi ise genellikle kişinin açıkça üstünlük taslamak yerine dolaylı yollarla onay, ayrıcalık veya kontrol aradığı düşünülen davranışları anlatmak için kullanılır. Ancak bu ifade tek başına resmî bir psikiyatrik tanı değildir. Bir insanın kişilik yapısını birkaç davranışına bakarak belirlemek doğru olmaz.
Asıl mesele, davranışların sürekli tekrarlanıp tekrarlanmadığı ve karşıdaki insan üzerinde nasıl bir etki bıraktığıdır.
Sizce bir insanın iyi niyetli olduğunu söylemesi mi daha önemlidir, yoksa davranışlarının sizde bıraktığı etki mi?
2. Bölüm: Pasif Narsisizmin İlk İşaretlerinden Biri: Üstü Kapalı Küçümseme
Zeynep'in zamanla fark ettiği şeylerden biri, Murat'ın doğrudan eleştirmek yerine küçük imalar kullanmasıydı.
Zeynep işinde önemli bir başarı elde ettiğinde Murat onu tebrik ederdi.
"Güzel olmuş. Zaten biraz uğraşınca yapabiliyorsun."
Başka bir gün Zeynep yeni bir eğitim programına katılacağını söylediğinde şu cevabı verdi:
"Senin yerinde olsam önce mevcut işlerimi tamamen hallederdim."
Bu cümlelerin her biri tek başına sıradan bir yorum olarak görülebilirdi. Fakat Zeynep'in anlattığına göre benzer ifadeler tekrarlandıkça sevinçlerini paylaşmakta zorlanmaya başlamıştı. Bir başarı elde ettiğinde bunu anlatmak istiyor, ardından gelecek küçümseyici yorumu düşünerek susuyordu.
Üstelik Murat, kendisi eleştirildiğinde oldukça hassas davranıyordu.
Bir gün Zeynep, onun verdiği bir sözün tutulmadığını söyledi. Murat öfkelenmedi, sesini yükseltmedi. Yalnızca gülümsedi.
"Sen de artık her şeyi sorun ediyorsun."
Zeynep bir anda kendi davranışlarını açıklamaya başladı. Gerçekten fazla mı hassastı? Beklentilerini mi abartıyordu? Belki de konuyu gereksiz yere büyütüyordu.
İşte sürekli tekrarlanan bu tür etkileşimler, kişinin kendi değerlendirmelerine güvenmesini zorlaştırabilir.
Pasif narsistik özelliklerle ilişkilendirilebilen bazı davranışlar şunlardır:
- Üstü kapalı küçümseme: Başarıları önemsizleştirmek, iltifatı iğneleyici bir ifadeyle birleştirmek.
- Eleştiriye aşırı hassasiyet: Küçük bir geri bildirimi kişisel saldırı gibi algılamak.
- Sürekli haklı çıkma ihtiyacı: Hata kabul etmek yerine konuşmayı karşı tarafın eksiklerine yönlendirmek.
- Dolaylı rekabet: Başkasının başarısını açıkça kutlamakta zorlanmak veya başarıyı değersizleştirmek.
- Sorumluluğu başkasına yüklemek: Kendi kararlarının sonuçlarından karşısındaki kişiyi sorumlu tutmak.
- Mağdur konumuna çekilmek: Tartışmanın konusu kendi davranışları olsa bile sonunda kendisinin incitildiğini öne çıkarmak.
Bunların hiçbiri tek başına narsisizmi kanıtlamaz. Önemli olan davranışların sürekliliği, bağlamı ve kişinin başkalarının duygularını dikkate alıp alamamasıdır.
Bir düşünün: Bir yakınınızın yanında sevincinizi rahatça paylaşabiliyor musunuz, yoksa güzel haberlerinizi anlatmadan önce onun tepkisini hesaplamak zorunda mı kalıyorsunuz?
3. Bölüm: Sessizliğin Bir Cezaya Dönüştüğü Akşam
Hikâyenin en çarpıcı bölümü bir pazar akşamı yaşandı.
Zeynep ve Murat, bir aile ziyaretine gitmek için sözleşmişti. Murat son anda başka bir plan yapmak istedi. Zeynep ise önceden verdiği sözü hatırlatarak birlikte gitmelerinin önemli olduğunu söyledi.
Murat tartışmadı.
"Tamam, sen bilirsin."
Sonra sustu.
İlk saatlerde Zeynep bunun yalnızca bir kırgınlık olduğunu düşündü. Fakat sessizlik ertesi güne, ardından birkaç güne yayıldı. Murat sorulara kısa cevaplar veriyor, Zeynep konuşmak istediğinde telefonuyla ilgileniyordu. Bir sorun olup olmadığını sorduğunda ise aynı cevabı alıyordu:
"Hiçbir şey yok."
Zeynep sonunda dayanamadı.
"Bir şey varsa konuşalım. Seni kırdıysam bilmek istiyorum."
Murat başını kaldırdı.
"Ben sana hiçbir şey yapmadım. Her şeyi büyüten sensin."
Zeynep o gece uzun bir mesaj yazdı. Ne demek istediğini anlattı, kendi davranışlarını değerlendirdi, hatta belki gereksiz yere ısrar ettiğini söyleyerek özür diledi.
Murat'ın cevabı tek cümleydi:
"Tamam, sorun yok."
Ama sorun çözülmemişti. Yalnızca konuşulmadan bırakılmıştı.